GÖKTAŞLARI/HÜCRELER
Tijen Şikar

Ahmet Özel’in daha çok içsel semboller içeren resimlerini incelediğimizde göktaşları/hücreler neredeyse bir hiyoroglif düzeyine indirgenmiş biçimleriyle görülürler ve ön bilgi olmaksızın tanımlanabilmeleri çok güçtür. Sanatçının mitolojiden yola çıkarak göktaşı/ hücre ismini verdiği motif, “geometrik ve ‘serbest soyutlama”  kaynaştığı yapıtların tümünde görülür; esas tema olarak ortaya çıkar. Özel’in kullandığı sınırlı motiflerin fazla değişikliğe uğratmadan tekrar tekrar değişik  kombinasyonlarla  karşımıza çıkması, söz konusu motiflerin sınırlı  olsalar da sınırsız bir kullanım potansiyeli olduğunu kanıtlar.

Sanatçının benzer motiflerle değişik kombinasyonlar yapması yapıtlarını anlayabilmemizi sağlayacak görsel dili çözümleyebilmemiz için tek bir yapıtı değil arka arkaya birçok yapıtı ncelememiz gerektiğini gösterir. 1983-1990 yalları arasında geometrik bir biçim diliyle gerçekleştirdiği peyzajlarının kompozisyon kurgusunda önemli bir belirleyiciliği olan ufuk çizgisi zaman içinde gitgide resim yüzeyinin dışına çıkarak yerini boşluğa ve boşluk içindeki amorf biçimlere bırakmıştır. Bunlar ampirik dünyada karşılığını bulamayacağımız her biri sanatçının içsel evren tasarımı içinde anlam kazanan biçimlerdir. Resim yüzeyinde opak boya katmanlarıyla oluşturulan biçimlerden büyük olanlar kendine has bir düzenle daha küçüklere zemin olurlarken, yer yer açılan boşlukların altındaki farklı renk değerlerine sahip alanların görünmesi espasın kuruluşunda en önemli rol oynar.

Sanatçının görsel dilini somutlaştıran malzemeyi ele alış biçimini boya üst üstelikleriyle oluşan dokular, boyanım resim yüzeyinden soyulup çıkartılması, opak katmanların üzerindeki transparan alanlar yansıtır. Ahmet Özel kozmosun sonsuzluğu içinde yardılışı temsil eden göktaşları hücre motifini, resminde taşıdığı yoğun içeriği vurgulamak üzere kalın bir boya tabakası ile biçimlendirir. Sanat yaptının algılanması görsel biçimlerle temsil edilen elemanların organizasyonu tarafından izleyicide harekete geçirilen psikolojik beklentilerin ve duyumsal tahriklerin entegrasyonunu gerektirir. Duyu organlarımızın yalnızca karşılaştırmalar aracılığıyla algılama yapabildiğini düşünürsek Özelin, apak-koyu leke karşıtlıkları, sıcak-soğuk renk karşıtlıkları, opak-transparan yüzey karşıtlıkları içeren, izleyiciyi doğrudan etkileyebileceği özgün bir görsel dil oluşturduğumu söyleyebiliriz.

Tijen Şikar ,  Ocak 1996